Kızıl gezegende hayat var mı?

Mars'ta yaşam olup olmadığı, teleskopun keşfiyle birlikte insanoğlunun en çok merak ettiği konulardan biri oldu.

Kızıl renkli komşumuz Mars, aslında hiç gündemden düşmese de, bu günlerde biraz daha fazla ilgi çekiyor. Bunun iki nedeni var; birincisi, 27 Ağustos 2003 gecesi Mars'ın yeryüzüne insanlık tarihinde hiç olmadığı kadar yakından geçmiş olması. İkinci neden ise 2003'ün son aylarında yoğunlaşan Mars'a uzay aracı gönderme çalışmaları.

İnsanoğlu, teleskopun keşfinden bu yana gezegenlerin hareketlerini daha yakından inceleme çabası içine girdi. Mars'la ilgili ilk teleskoplu gözlemleri Galileo ve Huygens gerçekleştirdi. 1660'lı yıllarda Mars'taki bir günün, bir dünya günü kadar olduğu fark edilmişti. Dünya ile arasında benzerlikler arttıkça, gezegene karşı tutku da çoğaldı ve Mars'ta yaşam olup olmadığı tartışılmaya başlandı.

Duyulan merak, çalışmaları tetikledi. 1970'li yıllardan 1996 yılına kadar gönderilen üç uzay aracı sayesinde Mars'ın, bilimkurgu film ve öykülerinin aksine, Ay kadar kuru ve cansız olduğu anlaşıldı ve uygun kimyasal özellikte olmasına karşın, herhangi bir organizmaya rastlanmadı.

İnsanoğlunun ikinci adresi

Tarihsel olarak çoğu başarısızlıkla sonuçlanan 30'dan fazla Mars'a iniş serüveni yaşandı ve bu macera 2004 yılında daha da hızlandı. ABD Başkanı George W. Bush, kızıl gezegene yönelik çalışmaların artarak devam edeceğini bildirdi. Bu açıklamanın hemen ardından gezegene gönderilen Spirit adlı araç tarafından çekilen görüntüler basında yer almaya başladı.

Bünyesinde bulunan dokuz kamera ile sadece ocak ayı içerisinde dört bine yakın fotoğraf çeken ve Mars'a inen dördüncü araç olan Spirit, fotoğraf göndermediği zamanlarda ise robot kolu ile zeminden jeolojik parçalar topladı. Bilim adamları bu fotoğrafları birleştirerek aracın kat ettiği yolun kartografyasını çıkaracaklar.

Öte yandan Spirit'in ikizi Opportunity de 24 Ocak'ta Mars'a indi. Her iki aracın yaptığı çalışmalar sonucunda Mars'ta su olduğu keşfedilirse, tüm dünya için farklı bir tarih başlamış olacak. Çünkü Mars'ta suyun varlığı tespit edildikten sonra, insanoğlu belki de bir gün Mars'ı ikinci evi olarak görecek.